Yeme İçme 4 dk okuma Buse Karaca
Baharat Kullanmanın Kuralları: Ne Zaman, Ne Kadar?
Baharatı doğru kullanmak pahalı ürün almakla değil, ne zaman ekleneceğini ve nasıl saklanacağını bilmekle ilgili. Mutfakta hemen fark yaratan pratik bir rehber.
Baharat rafı çoğu mutfağın en kalabalık ama en az anlaşılan köşesidir. Kavanozlar birikir, isimler karışır, çoğu yemekte aynı iki üç baharat dönüp durur. Oysa baharatın işi yemeğe koku ve derinlik katmaktır; yanlış zamanda veya yanlış miktarda eklendiğinde ise tam tersine tabağı bastırır, acılaştırır ya da hiç hissedilmez. Baharatı doğru kullanmak pahalı ürün almakla değil, ne zaman ekleneceğini ve nasıl saklanacağını bilmekle ilgilidir.
Baharatın kokusu nereden gelir?
Baharatların aromasını taşıyan bileşenlerin büyük bölümü uçucu yağlardır. Uçucu olmaları, ısı ve hava ile temas ettiklerinde havaya karışıp kaybolmaları anlamına gelir. Bu yüzden yeni öğütülmüş bir karabiber, aylardır açık duran toz karabiberden çok daha güçlü kokar. Aynı sebeple baharat kavanozunun kapağı sıkıca kapanmalı, kavanoz ocağın hemen üstünde ya da güneş alan bir rafta durmamalıdır. Serin, kuru ve karanlık bir dolap en iyisidir.
Tane mi, toz mu?
Tane baharatlar aromalarını kabuğun içinde korur ve çok daha uzun dayanır. Karabiber, kimyon, kişniş, yeni bahar gibi baharatları tane alıp gerektiğinde küçük bir değirmende ya da havanda öğütmek, mutfakta yapılabilecek en kolay kalite sıçramasıdır. Toz baharatlar ise pratiktir ama ömürleri kısadır; genel bir yaklaşım olarak toz baharatların altı ay ile bir yıl içinde, tanelerin ise iki yıla kadar tüketilmesi mantıklıdır. Tarih geçtiğinde baharat bozulmaz, sadece etkisizleşir.
Ne zaman eklenmeli?
Zamanlama, miktardan bile önemlidir. Kimyon, kişniş, tatlı biber, köri gibi kuru baharatlar yağda kısa süre ısıtıldığında aroması açılır; buna mutfak dilinde baharatı uyandırmak denir. Soğanı kavurduktan sonra, sıvı eklemeden hemen önce baharatı tencereye atıp otuz saniye kadar karıştırmak çoğu yemekte belirgin fark yaratır. Ancak bu süre uzarsa baharat yanar ve acı bir tat bırakır; renk koyulaşmaya başladığı anda sıvıyı eklemek gerekir.
Taze yeşillikler ise tam tersi davranır. Maydanoz, dereotu, fesleğen, nane gibi yumuşak yapraklılar uzun pişirmede rengini ve kokusunu kaybeder; bunları ocaktan aldıktan sonra eklemek daha doğrudur. Kekik, biberiye, defne gibi sert ve odunsu otlar ise pişmeye dayanıklıdır, yemeğin başında eklendiklerinde aromalarını yavaş yavaş suya bırakır. Bu basit ayrım, evde yapılan yemeklerin çoğunda hissedilir bir iyileşme sağlar.
Miktarı bulmanın yolu
Tarifler baharat miktarını verir ama baharatın gücü markaya, tazeliğe ve öğütme inceliğine göre değişir. Bu yüzden en sağlıklı yöntem azdan başlamak, tadına bakmak ve gerekirse eklemektir. Eklenen baharat geri alınamaz. Özellikle acı biber, karanfil, tarçın ve kimyon gibi baskın karakterli baharatlarda ölçüyü kaçırmak kolaydır. Yemek pişerken tatların birbirine karışması zaman aldığından, son karar için birkaç dakika beklemek de faydalıdır.
Sık yapılan hatalar
- Buharı tüten tencerenin üstünde kavanozdan baharat dökmek: yükselen nem kavanozun içine girer ve baharatı topaklandırır.
- Islak kaşığı kavanoza daldırmak: aynı nem sorunu, üstelik küflenme riskiyle birlikte.
- Bütün baharatları aynı anda atmak: sert otlarla yumuşak yeşillikler farklı zamanlarda eklenmeli.
- Tuzu baharat sanmak: tuz aromayı taşıyan bir aracıdır, aromanın kendisi değildir.
- Etiketsiz kavanoz biriktirmek: benzeyen tozlar bir süre sonra ayırt edilemez hale gelir.
Küçük bir düzen kurmak
Baharat rafını verimli kullanmanın en kolay yolu, kavanozların üstüne açılış tarihini yazmaktır. Böylece hangisinin yenilenmesi gerektiği tartışma konusu olmaktan çıkar. İkinci adım, gerçekten kullanılan beş altı baharatı öne, nadiren kullanılanları arkaya almaktır. Büyük boy paketler ucuz görünse de evde tüketilme hızına göre çoğu zaman israfa dönüşür; küçük miktarlarda ve sık alım, hem tazelik hem bütçe açısından daha akıllıcadır.
Tat dengesini kurmak
Bir yemek yavan geldiğinde ilk refleks baharat eklemek olur, oysa sorun çoğu zaman asit eksikliğidir. Birkaç damla limon suyu ya da sirke, mevcut baharatların algılanmasını belirgin şekilde artırır. Benzer şekilde az miktarda yağ, yağda çözünen aromaların dile ulaşmasını kolaylaştırır. Baharatı çoğaltmadan önce tuz, asit ve yağ dengesine bakmak, hem daha dengeli hem daha hafif bir sonuç verir.
Baharat kullanımı ezberlenen bir liste değil, zamanla oturan bir alışkanlıktır. Az sayıda baharatı iyi tanımak, çok sayıda kavanozu yarım yamalak kullanmaktan çok daha iyi sonuç verir. Bir süre sonra hangi yemeğin neye ihtiyacı olduğunu koku almadan da kestirmeye başlarsınız; mutfakta gerçek ilerleme tam olarak budur.